Hakkari'nin uzak köylerinden birinde, yılan korkusu yüzünden peş peşe üç düşük yaşayan genç kadının hikayesi yerel halkı derinden etkiledi. 30 yaşındaki Zeynep, doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve sıcakkanlı insanlarıyla bilinen Hakkari'nin güçlü bir geleneğe sahip köylerinden birinde yaşıyordu. Ancak, son dönemlerde yaşadığı olaylar, sadece kendisini değil, tüm köyü de derinden etkilemiş durumda. Yılanı gördüğü an, yaşadığı korku ve ansızın karşılaştığı deneyimler, Zeynep’in hayatında geri dönülmez bir etki yarattı.
Olay, Zeynep'in bir gün bahçesinde çalışırken bir yılanla karşılaşmasıyla başladı. O an, göz göze geldikleri anın dehşeti, Zeynep'in hayatını kabusa döndürdü. Doğanın içinde her zaman huzuru bulmaya alışkın olan bu genç kadın, yılanın ani çıkışıyla birlikte derin bir kaygıya kapıldı. Bu korku, fiziksel ve duygusal sağlığını ciddi şekilde etkilemeye başladı. Yılan fobisi, Zeynep'in zihin dünyasını ele geçirip, onu sosyal hayatından koparırken, aynı zamanda hamilelik sürecinde karşılaştığı zorlukların da önünü açtı. Önceki iki gebeliğine hiç beklemediği bir şekilde son vermek zorunda kaldı; zira yaşadığı kaygılar ve depresyon, bedeninin sağlıklı bir gebelik sürdürebilmesini engelledi.
Psikologlar, Zeynep gibi yılan korkusu yaşayan bireylerin, genellikle çocukluk dönemlerinde yaşadıkları travmatik deneyimlerden kaynaklandığını belirtiyor. Bu tür korkuların, bireyin hayatını derinden etkileyebileceğini vurgulayan uzmanlar, Zeynep'in yaşadığı durumu anlamak için geçmişine ışık tutmanın gerekli olduğunu ifade ediyor. Zeynep, çocukken bir yılanın üzerini geçtiği için korkusunun daha da derinleştiğini ve bu durumun hayatını nasıl alt üst ettiğini dile getiriyor. Yaşadığı travma, zamanla zihin yapısını etkileyerek kaygı bozukluğuna yol açmış; bu da bedensel değişikliklerle birleşerek, düşük yapma riskini artırmış durumda.
Üçüz düşüklere maruz kalan Zeynep’in durumu, köydeki diğer kadınları da derinden düşündürüyor. Bazıları onun yaşadığı korkuyu anlayışla karşılarken, bazıları ise bu durumu daha geçmişe dayandırarak, doğanın dengesinin bozulmasına bağlıyor. Hakkari'nin kırsal kesimlerinde yaşayan kadınlar, Zeynep’in yaşadıklarının kendi hayatlarına yansımasını sağlamak için doğanın daha saygılı bir şekilde ele alınması gerektiğini düşünüyor. Zira, her ne kadar yılanlar doğada önemli bir yere sahip olsa da, insanların bu yaratıklardan duyduğu korku, onların ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olabiliyor.
Hakkari, zengin doğal güzellikleri ile tanınırken, aynı zamanda bölge halkının yılan korkusuyla ilgili gelenekleri de bulunuyor. Bu kültürel miras ve korkuya karşı geliştirilmiş olan çeşitli inançlar, Zeynep'in hikayesini daha da ilginç kılıyor. Bazı köylüler, yılanların belirli dönemlerde daha fazla ortaya çıktığını ve bu durumun insanların ruh hallerine de etki ettiğine inanıyor. Bu inançlar üzerine Zeynep, çevresindeki kadınlarla birlikte bir araya gelerek, yılan korkusunun aşılması yönünde toplu etkinlikler düzenlemek için kolları sıvama kararı aldı. Zeynep artık yalnız değil; yaşadığı kayıpları birlikte kabul eden, destekleyen bir topluluğa sahip.
Sonuç olarak, Zeynep’in hikayesi, sadece bireysel bir sağlık sorunu olmanın ötesinde, sosyal ve psikolojik dinamiklerin de etkili olduğu bir durum. Yılan korkusu, bölgede yaşayan insanları korkunun ötesinde bir kenetlenmeye doğru itiyor. Hakkari’de Zeynep gibi pek çok insanın öyküsü, doğa ile olan ilişkimizin karmaşıklığına bir ışık tutuyor. Bu tür deneyimlerin açığa çıkarılması, hem bireysel hem de toplumsal düzlemde mevcut korkularla başa çıkmaya yönelik yeni yollar geliştirmemize olanak tanıyor. Zeynep’in öyküsü, belki de bu sorunumuzun gölgelerinde kaybolmuş umutları tekrar canlandırmak için bir başlangıçtır.