Ankara'da 2002 yılında uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Türkiye'nin en saygın akademisyenlerinden biri olan Necip Hablemitoğlu'nun cinayet davasında yaşanan son gelişmeler, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Geçtiğimiz günlerde Nuri Gökhan Bozkır isimli şahsın, Hablemitoğlu suikastıyla ilgili dosyadan tahliye edilmesi, hem adalet sistemine dair soru işaretlerine yol açtı, hem de suikastın arka planı hakkındaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Nuri Gökhan Bozkır, Türkiye'de 2002 yılında işlenen Necip Hablemitoğlu suikastı ile bağlantılı olarak ismi sıkça anılan bir figür. Bozkır, daha önce başka suçlamalarla da gündeme gelmiş ve bu sebeple uzun süre cezaevinde kalmıştı. Hablemitoğlu'nun katledilmesi sürecinde, Bozkır'ın adı geçmediği için birçok kişi, onu bu olayla doğrudan ilişkilendirmemişti. Ancak bağlantılarının ortaya çıkması, Bozkır'ın daha önceki mahkeme süreçlerine katılmasını zorunlu kılmıştı. Konuyla ilgili yapılan soruşturmalar, duruşmalar ve tanık ifadeleri, Hablemitoğlu'nun suikastinin arka planını aşama aşama gün yüzüne çıkarmıştı. Her ne kadar Bozkır'ın tahliyesi, bazı çevrelerde sevinçle karşılansa da, bunun adalet sisteminin güvenilirliği açısından sorgulanmasına neden olduğu bir gerçek.
Necip Hablemitoğlu suikastı, Türkiye'nin yakın tarihinde hala çözülmemiş en çarpıcı davalardan biri olarak anılıyor. Hablemitoğlu, devlet içindeki bazı yapılanmalara karşı cesurca eleştirilerde bulunan bir akademisyendi. Bu nedenle, cinayetin ardında daha geniş bir komplo olduğuna dair kanılar her zaman varlığını sürdürdü. Bozkır'ın tahliyesiyle birlikte, Hablemitoğlu'nun faili meçhul kalmış cinayetinin yeniden gündeme gelmesi, vatandaşları derin bir kaygı ve öfkeye sürükledi.
Bozkır'ın serbest bırakılması sonrası ortaya çıkan sokak tepkileri, Türkiye'de adaletin sağlanıp sağlanmadığını sorgulayan bir tartışmanın başlangıcını oluşturdu. Yapılan protesto gösterilerinde, “Adalet istiyoruz!” ve “Hablemitoğlu'nun katilleri bulunsun!” gibi sloganlar atarak, vatandaşların tepkisini gösterdiler. Bu olaylar, Türkiye'de hala yaşanmakta olan adalet arayışının ciddiyetini bir kez daha ortaya koydu. Suikastın üzerindeki sır perdesinin ne zaman aralanacağı, yine de büyük bir merakla bekleniyor.
Ayrıca, Bozkır'ın tahliyesinin nasıl yapıldığı ve bu sürecin ne derece şeffaf olduğu da kamuoyunda çokça tartışılmakta. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalar, toplumun içinde bulunduğu belirsizlikleri gidermekte yetersiz kaldı. Avukatlar ve hukukçular, Nuri Gökhan Bozkır'ın tahliyesinin yasal dayanaklarının sorgulanması gerektiğini vurguladı. Yapılan eleştiriler, aynı zamanda adalet sisteminin nasıl çalıştığına dair bir dizi sorunu da gündeme getiriyor. Bu durum, sivil toplum kuruluşlarının ve hukuk alanında çalışan akademisyenlerin dikkatini çekiyor; zira Hablemitoğlu gibi birçok insanın hak ettiği adaletin sağlanabilmesi için kamuoyunun daha fazla talepte bulunması gerektiği düşünülüyor.
Öte yandan Hablemitoğlu suikastı davasının geçmişi ve ortaya atılan çeşitli iddialar, tam anlamıyla karmaşık bir yapı sunuyor. Suikastın arkasındaki motivasyonlar hâlâ araştırılmakta. Bu noktada, Hablemitoğlu'nun çalışmaları ve topluma katkıları, birçok kişinin düşünce yapısını etkilemiş ve dolayısıyla onun hedef haline gelmesine yol açmış olabilir. Uzmanlar, suikastın aydınlatılabilmesi için bu tür bağlantıların derinlemesine incelenmesi gerektiğini ifade etmekte. Dava hakkında yürütülen birçok soruşturma, Hablemitoğlu'nun üniversitedeki durumu ve yaptığı çalışmaları mercek altına alıyor. Ancak henüz net bir sonuca ulaşılamaması, kamuoyunu rahatsız eden bir diğer faktör. Necip Hablemitoğlu suikastıyla ilgili araştırmaların ne zaman sonuçlanacağı, toplumda huzursuzluk yaratmaya devam ediyor.
Sonuç olarak, Nuri Gökhan Bozkır'ın suikast davasından tahliyesi, hem adaletin ne denli sağlanabileceği konusunda kamuoyunda büyük bir tereddüt oluşturdu, hem de 21 yıl önce işlenen bir cinayet davasının derinliklerine inme gerekliliğini ortaya çıkardı. Bozkır’ın tahliyesi sonrası Hablemitoğlu’nun cinayetinin yeniden tartışılmaya başlaması, adaletin ne kadar uzak olduğu ve hangi gerçeklerin hala gizli kaldığına dair sorular sormaya başladı. Gelecek günlerde konu ile ilgili yaşanacak gelişmeler, sadece Hablemitoğlu'nun ailesi için değil, tüm Türkiye için büyük bir öneme sahip olacak.